Kum Saati ve Yağmur
Kum, avuçlarımda zamanı anlatır Her tanesi başka bir sabaha iner Yağmur, çatılarda eski bir dili konuşur Ben susarım; içimde yollar çoğalır Bir çocuk, ıslak taşların üzerinde Gökyüzünden düşen ışığı ...
Kum, avuçlarımda zamanı anlatır Her tanesi başka bir sabaha iner Yağmur, çatılarda eski bir dili konuşur Ben susarım; içimde yollar çoğalır Bir çocuk, ıslak taşların üzerinde Gökyüzünden düşen ışığı ...
Duvar saatinin durmuş akrep ve yelkovanı, Bir anı gibi birbirine yaslanmış. Zaman ilerlemiyor sanıyordum oysa, İçimde başka bir takvim başlamış. Geçmişin kapısını kapatınca gördüm, Sabah, beklemediği...
Bir yol var içimde, haritası yok, Ne başı belli ne de son durağı. Her adımda başka bir soru uyanır, Her susuşta değişir yolun çağrısı. Geceden geçerken kendime rastlarım, Yüzümde uzakların yorgun izi...
Kıyıda uyanır taşların serin belleği, uzakta bir tekne, günün ilk çizgisi. Palmiye yaprakları rüzgârla konuşur, kimse çevirmeden açılır sabahın sayfası. Evlerin duvarında tuzdan bir harita, yollar de...
Yağmur, kaldırımlara eski bir harita çizer, insanlar şemsiyeleriyle yön değiştirir. Bir dükkânın sarı ışığında unutulmuş bir gül yeniden görünür. Sokak lambaları titrerken şehir kendini kısa süreliği...
Yol uzun, taşlı yollar ayaklarımda iz, Her dönemeç ardında başka bir gökyüzü gizli, Bir avuç su, bir gölge yeter bazen insana, Bir de gönülden yükselen sade ve temiz bir söz. Gece çöker, yıldızlar om...
Taş merdivenlerde çoğalır ayak sesleri Her basamak başka bir günü saklar Pencerelerde solgun bir deniz Ve perdelerde unutulmuş bir rüzgâr Sokak lambaları yanınca Kentin yüzü değişir yavaşça Bir çocuk...
Eski pencerenin camında yağmur izleri var, Her damla başka bir mevsimden haber taşır. Perdede solgun bir gün, masada açık kitap, Odaya girmese de dışarıda dünya yaşar. Bir kuş kondu saçaklara, sonra ...
Yol, ardında toz bırakır, Önünde bilinmeyen bir sabah. Her dönemeç başka bir yüz taşır, Her durak biraz eksik, biraz ferah. Bir ağacın gölgesinde dinlenir Yıllardır taşınan düşünceler. Gidilen yer de...
İstasyonda bekleyen yüzler var, Her biri başka bir sabaha dönük. Valizlerde yarım cümleler, Ceplerde eski bir mendil buruşturulmuş. Tren gelince susar bütün sorular, Demir sesleri kaplar peronu. Gide...
Tozlu bir yolda bıraktık gölgemizi, Adımlarımız taşlara emanet kaldı. Her dönemeçte başka bir sabah Ufkun kıyısından bize el salladı. Bir su sesi duyuldu geceleyin, Karanlık, yüzünü eğdi toprağa. Yol...
Sabahı cebimize koyup çıktık, yol boyunca susmayı öğrendik. Bir taşın gölgesinde durdu dünya, biz geçerken zaman yön değiştirdi. Uzakta kalan her şey yakındı aslında; bir ses, bir koku, yarım kalmış ...
Bu sokak, yağmurdan sonra konuşur; taşlarında eski ayak izleri belirir. Bir pencere kapanır, bir perde kıpırdar, her ev kendi içindeki sesi gizler. Köşedeki ağaç yapraklarını saymaz, yılları gövdesin...
Bir davul sesi düşer yağmurun yanına, çatıların üzerinde yuvarlanır akşam. Her vuruşta başka bir kalp belirir, her susuşta uzak bir ev hatırlanır. Sokak, kendi türküsünü bulur sonunda, ayakkabılar ta...
Köşe başında simitçi, otobüs, yağmur, aynı sabahın farklı yüzlerini taşır. Bir dükkân kepengini kaldırırken şehir, derin bir nefes alır. Köprü altında uyuyan düşler vardır, üstünden geçenlerde acele ...
Deniz çekildiğinde kıyıda İnce kabuklar ve yarım cümleler kaldı. Her dalga, söyleyemediğim şeyi Başka bir biçimde geri getirdi. Akşamın çizgisi uzarken ufukta, Sesim taşların arasında yumuşadı. Bazen...
Ev, kıyının üzerinde eski bir soru, Çatısında tuz, kapısında rüzgâr. Her dalga başka bir cümle taşır, Hiçbiri tamamlanmaz. İçeride bir lamba yanar, Karanlığa karşı küçük ama kararlı. Deniz uzaklara a...
Bu çizgi nehir değildir, yıllardır dönmeyen birinin yoludur. Şu meydan, pazar günleri boş kalır; çünkü herkes başka bir yerde özlenir. Haritayı katlayıp masaya bırakın. Kâğıt, gerçeği taşımaya yetmez...
Pencereyi araladım, şehir içeri girdi, uzakta bir tramvay, uykusunu sürükledi. Masanın üzerindeki saat sustu birden; zaman, karanlıkta kendine yer aradı. Sokağın taşlarında ince bir yağmur vardı, her...
Bir kıyı çizgisi boyunca adını unutan taşlar dizildi. Deniz, susmanın başka bir biçimiydi. Avuçlarımda eski bir ses taşıdım, yol boyunca kimseye göstermedim. Akşam, kapısını içeriden kapattı....