Sınırdaki Akşam
Akşam, iki ülkenin arasına serilmiş ince bir gölge gibi uzanıyor. Bir tarafta unutulmuş adlar, diğer tarafta eve dönme arzusu. Rüzgâr, eski bir harit...
Akşam, iki ülkenin arasına serilmiş ince bir gölge gibi uzanıyor. Bir tarafta unutulmuş adlar, diğer tarafta eve dönme arzusu. Rüzgâr, eski bir harit...
Meydanın taşları güneşte ısınıyor, her birinde başka bir çağın izi. Sessiz ayak sesleri geçiyor üzerlerinden, unutulmuş bir kalabalığın gölgesi gibi. ...
Tren, karanlığın içinden geçerken pencerelerde kısa hayatlar beliriyor. Bir lamba, bir yüz, yarım kalmış bir cümle; hepsi uzaklaşınca yeniden sessizle...
Bir masanın üzerinde dağılmış harfler, kimsenin tamamlayamadığı bir cümle. Pencereden giren yağmur, mürekkebi değil, suskunluğu siliyor. Sonra bir ço...
Güneş, sarı bir iz bırakarak çekiliyor eski binaların omuzlarından. Sokak lambaları birer birer yanıyor, şehir kendi kalbine dönüyor. Bir pencere açı...