Akşamın Kıyısında
Günün son ışığı çekilirken evlerden, masanın üstünde unutulmuş bir anahtar kaldı. Kimse dönmedi, kapılar kendi sesini dinledi. Sokak boyunca ağırlaşt...
Günün son ışığı çekilirken evlerden, masanın üstünde unutulmuş bir anahtar kaldı. Kimse dönmedi, kapılar kendi sesini dinledi. Sokak boyunca ağırlaşt...
Bir kentin bütün yolları içimizden geçer, bazısı eski bir korkuya, bazısı uzak bir sevince varır. Yürüdükçe değişir evlerin yerleri. Sabah, cebimizde...
Gece yarısı bir bardak su koydum pencereye, camda titreyen ışık, odanın nabzıydı. Uykusuzluk, sessizce sandalyeye oturdu. Sabah olduğunda su eksilmiş...
Duvarın ardında büyüyen bir bahçe var, güllerden önce gölgeler açıyor orada. Rüzgâr, dallara eski bir haber taşıyor. Kapıyı açmak için acele etmiyoru...
Tren geçmedi bugün, raylarda akşam kaldı. Bir bavulun yanında büyüdü sessizlik. Gidenlerin ardından istasyon daha da genişledi. Belki yarın bir düdük...
Akşam, bütün tabelaları susturup geçti, Bir otobüs durağında kaldı ayak seslerimiz. Kimse kimseye yetişemedi o gün, Ama herkes bir yere varmış gibi ya...
Masada bir sandalye eksik bugün, Çay soğuyor, pencere açık kalmış. Duvarın gölgesi uzadıkça Söylenmemiş bir soru büyümüş. Kimse yerinden kalkmadı yin...