Cesaretin Sesi
Sessizlik çökerken evlerin üstüne, küçük bir ses yükselir içten; ne büyük ne de gösterişli, ama vazgeçmeyi bilmeyen. Bir el uzanır kırık zamana, bir dost bekle...
Türkçe şiirleri tarayıcı üzerinden sesli dinle. Sevdiğin şiiri açmadan önce listeden dinlemeye başlayabilirsin. Bu bölümde 2.557 şiir listelenir.
Sessizlik çökerken evlerin üstüne, küçük bir ses yükselir içten; ne büyük ne de gösterişli, ama vazgeçmeyi bilmeyen. Bir el uzanır kırık zamana, bir dost bekle...
Bahçede uyur eski saatler, yapraklar örter unutulmuş yılları; her taşın altında bir anı, her çiçekte geçmişin yankısı. Zaman geri dönmez belki, ama izleri kalı...
Gece uzarken kıyı boyunca birer birer yanar küçük fenerler; uzakta kalanlara ses verir aynı göğe bakan yürekler. Yolunu şaşıran biri için bir ışık yeter bazen;...
Akşam, eski taşlara bıraktı gölgesini, Uzakta bir kapı vardı, ışığı görünmeyen. İnsan, kendi kalbinde ararken eşiğini, Bir adım attı; dünya sustu, gökyüzü dinle...
Ey kuzey rüzgârı, taş duvarlardan geçerken Bana uzak tepelerin haberini getir. Unuttuğum bir şarkı varsa eski günlerden, Onu değil, hatırlama gücünü getir. Çün...
Duvarın ardında bir bahçe var sanırım, Kapısı sarmaşıklarla örtülü, yolu sessiz. Her gün biraz daha yaklaşır adımlarım, Toprağın altında uyanır eski bir nefes. ...
Gece, yolcunun önüne sislerini serdi, Feneri yalnızca birkaç adımı aydınlattı. Uzak hedef görünmedi; yine de kalbi bildi, Her küçük ışık, karanlığa karşı bir ba...
Bir ateş yaktık soğuk gecenin kıyısında, Alevler yüzlerimizi değil, korkuyu ısıttı. Konuşmadan da anlaştık uzun bir sessizlikte; Yan yana duran kalpler, geceyi ...
Uzak tepelerin ardında, sessiz bir yol uzanır, Günün son ışığı taşlara ince bir renk kazanır. Bir adım, sonra bir adım; gece ağırlaşır, Yolcunun cebinde küçük b...
Bir taş durur vadinin kıyısında, Yağmurun, güneşin ve rüzgârın altında. Kimse bilmez hangi elden kaldığını, Kimse sormaz taşıyanın adını. Yine de her çatlağınd...
Kulede tek bir kandil yanar, Uykudaki evlere sarı bir ışık sunar. Bekçi, karanlığın içinden dinler Uzakta kırılan dalı, yakında esen yeli. Sabahın geleceğine i...
Karanlık ovada küçük bir ateş, Bir avuç sıcaklık, bir parça nefes. Etrafında toplanan yüzlerde Günün yorgunluğu yavaşça söner. Ateş büyümez, göğe meydan okumaz...
Eski kapının önünde durdum, Tozlu taşlarda ayak izimi buldum. Ev değişmiş, bahçe sessizleşmiş, Ama rüzgâr tanıdık bir ezgi söylemiş. Dönmek, geçmişi olduğu gib...
Akşam, taş duvarlara ağır bir perde serer, Uzakta tek bir fener, titrek bir sır söyler. Islak kaldırımlarda kaybolurken ayak sesleri, Gece, suskun kapılara eski...
Kuzeyden esen rüzgâr, eski bir haritayı açtı, Mürekkep yollar boyunca uzak denizler saçtı. Bir pusula sustu önce, sonra yönünü buldu, Gecenin koynunda küçük bir...
Duvarın gölgesinde eski bir saat işler, Her vuruş, geçmişten kalan bir kapıyı eşer. Raflarda tozlu kitap, masada solgun mektup, Zaman, unutulmuş adları usulca s...
Sarmaşıklar altında paslı bir kapı vardı, Ardında yıllanmış güller, kırık bir yol saklıydı. Kimse bilmezdi orada hangi mevsim yaşar, Yalnız rüzgâr, taşlara eski...
Şehrin uyuyan yüzünde bir pencere yanardı, Nöbetçi, sessiz sokakları dikkatle tarardı. Her gölgede bir ihtimal, her seste bir haber, Sabır, onun cebinde taşıdığ...
Gece, kapıya bıraktı sessiz bir soru, Koridorda uzadı gölgelerin yolu. Bir saat tıkırdadı, sustu bütün ev, Cevabı sakladı perdedeki rüzgâr. Masada soğuyan bir ...
Peronda bekleyen trenin camında Akşamın yüzü titredi bir an. Kimse konuşmadı; bavullar sustu, Raylar uzaklara yazdı zamanı. Bir düdük yükseldi sisin içinden, B...
Tozlu raflar arasında eski bir saat, Her vuruşta uyanır sararmış sayfalar. Bir cümle yarım kalır masanın üstünde, Mürekkep, suskunluğa karışır. Pencereden düşe...
Paslı bir anahtar buldum taşların arasında, Üzerinde okunmayan bir tarih vardı. Çitin ardında uyuyan bahçe, Adımı duymuş gibi yapraklandı. İçeride ne hazine ne...
Masada tek bir mum kaldı, Alevi duvarlarda ince bir iz bıraktı. Dışarıda yağmur, içeride bekleyiş, Kimse kapıya bakmaya cesaret edemedi. Mum sönerken gece hafi...
Akşam, camda ağır ağır solan bir renkti odanın içinde unutulmuş bir fincan, dışarıda rüzgârın taşıdığı uzak bir koku. Kimse konuşmadı; yine de ev doluydu söyle...