Geçici Bahçe
Sabahın çiği durmaz yaprakta, Rüzgâr, çiçeklerin adını değiştirir. Her renk birazdan toprağa döner, Her sevinç kendi sonuna yetişir. Yine de bahçe bugün açıktı...
Türkçe şiirleri tarayıcı üzerinden sesli dinle. Sevdiğin şiiri açmadan önce listeden dinlemeye başlayabilirsin. Bu bölümde 2.557 şiir listelenir.
Sabahın çiği durmaz yaprakta, Rüzgâr, çiçeklerin adını değiştirir. Her renk birazdan toprağa döner, Her sevinç kendi sonuna yetişir. Yine de bahçe bugün açıktı...
Gün, perde aralığından sessiz bir görev bırakır masaya. Ne alkış ister ne de tanık; yalnızca yerine getirilmek. Bir fincan su, açık bir pencere, yolda karşılan...
Bulut göğü sahiplenmez, geçerken gölge verir yalnızca. İnsan da elindeki zamanı bir emanet gibi taşımalı. Ne dün geri çağrılır ne yarın avuçta tutulur. Bugün, ...
Kıyıya vurdu yorgun bir kürek, Üzerinde tuz, uzaklık ve yıllar. Bir yolcunun eli değmişti ona, Bir de gece boyunca esen rüzgârlar. Şimdi çocuklar taş topluyor ...
Tepede tek başımayım; aşağıda yollar bölünür, Küçük evler akşamın içinde sessizce küçülür. Bulutlar, uzak denizlerden haber taşıyan gemiler gibi, Yavaşça geçer,...
Bir ev vardı, rüzgârın ardında, Duvarları eski, avlusu serin. Her taşında yarım kalmış bir söz, Her kapısında bekleyen bir sevinç derin. Şimdi yollar uzar o ev...
Adını anmadan seni düşündüm, Akşam inerken boş sokaklara. Bir gölge geçti eski duvardan, Bir ses karıştı uzak şarkılara. Ne çağrı kaldı ne de cevap, Yalnızca k...
Bahçede ağırlaşır öğle, Güller susar, taş duvar ısınır. Bir bankın üzerinde unutulan gün, Eski bir düşünceye dönüşür. Uzakta çanlar çalarken, Yapraklar yere sı...
Meydanda eski bir saat durur, Fırından yükselir sıcak ekmek. Bir çocuk, bulutlara bakıp sorar: Dünya ne kadar büyük demek? Kahvede anlatılır uzak denizler, Söz...
Gün, bakır bir çizgiyle iner ovaya, Pencerelerde çoğalır sarı ışık. Bir kuş, gecikmiş son şarkısıyla Sessizliğe bırakır küçük bir tanıklık. Yollar dinlenir, şe...
Buzun altında uyur eski yollar, Ay, sessiz bir pusula gibi parlar. Uzakta bir ateş titrer karanlıkta, Adımlar kendine bir yön arar. Rüzgâr, yüzümüzde sert bir ...
Kar, bütün izleri örterken, Gökyüzü yere yaklaşır ağır ağır. Bir kızak sesi geçer uzaklardan, Sessizlikte uzun süre çınlar. Yine de içte saklı bir kıvılcım, So...
Kar çekildi, toprak koyu bir nefes aldı. Çatının altında unutulmuş odunlar yeniden göründü. Bahçede tek bir yeşil filiz, sabahı karşıladı. Kimse baharın geldiğ...
Camların ardında solgun bir dal, beyaz ışığa doğru eğilir. Toprak, uzun uykusunu saklar; kimse baharın adını söylemez. Yine de küçük bir tomurcuk, çatlağın içi...
Kar örter eski ayak izlerini, Çatıların altında ağır bir sessizlik. Yine de dal ucunda bekleyen tomurcuk, Gizlice taşır baharın müjdesini. Hiçbir gece sonsuz k...
Şehir, geceyi cebinde taşıyordu, solgun lambalar suskun nöbetçilerdi. Bir pencere açıldı uzaklarda, gökyüzü yeniden hatırladı maviyi. Sokak boyunca ağır bir se...
Meydanda yükseldi kâğıttan taç, rüzgâr onu alkış gibi havalandırdı. Kalabalık başını eğdi önce, sonra gözlerini birbirinden sakladı. Bir çocuk elini uzattı ses...
Toprağın altında sessizce büyür kökler, üstümüzde dünya yer değiştirir; ağaç, bütün fırtınaları hatırlar. Rüzgâr geldiğinde eğilir dallar, ama gövdenin derin y...
Gece boyunca sustu ev, Duvarlarda dolaştı yağmur. Bir pencere aralandı sonra, İçeriye ince bir umut doğdu. Sabah her şeyi çözmez belki, Ama yolları görünür kıl...
Çatılarda biriken gökyüzü damladı Islak kaldırımlar yüzleri çoğalttı Ağaçlar, yapraklarında küçük aynalar taşıdı Bir pencere açıldı, içeriden kahkaha geldi Şeh...
Masanın üzerinde soğuyan bir çay vardı Yanında okunmamış bir mektup, iki gölge Duvar saati, odanın nabzını tuttu Dışarıda hayat aceleyle yer değiştiriyordu İçe...
Sokağın ucunda ağırlaşır akşam, camda unutulmuş bir yüz gibi. Bir ev, içindeki sessizliği toplar; kapılar kapanır, kalp açık kalır. Gökyüzü, maviden vazgeçerke...
Deniz çekildi, taşlar göründü Her birinde başka bir günün izi Rüzgâr, kıyıya eğilip usulca Adını bilmediğim şeyler anlattı. Güneş inerken çoğaldı gölgeler Bir ...
Tren gelmeden önce istasyon, çantasını yere bırakmış bir yolcu gibiydi. Saatin ince tıkırtısı duyuluyor, rüzgâr tabeladaki harfleri yokluyordu. Bir kadın elind...